Bu ism-i şerîf de “el-Hâlık” ism-i şerîfi gibi, Allah Teâlâ’nın yaratıcılığının beyanıdır. Bu manadaki farklılık ise herhangi bir örneği olmadan yaratma yönünde bir farklılıktır. Yoktan var etmenin hakikî karşılığı da bu olmalıdır. Zira kulların yaptığı icatlar dahi daha önce bir benzerinin yapılmış olup olmamasına göre değer kazanır. Yaratılanlar evvela ruhanî âlemde yaratılır, fizikî âlemde bir başka yaratılışla yeniden yaratılırlar. “el-Bâri” ism-i şerîfi daha çok bu ikinci yaratmaya taalluk eder.

İsm-i şerîfin bir başka açıdan manası da yaratılanları düzgün, âdeta bir kalıptan dökülmüşçesine uyumlu ve ahenk üzere yaratmaktır. Bu uyum öyle bir uyumdur ki, gök cisimlerinin hareketinin hiç şaşmaması, yörüngelerinde yüzen gezegenlerin hiçbir şekilde sapmaması, gece ve gündüzün ve dahi mevsimlerin birbirini takip etmesi hep bu uyumun birer tezahürüdür. “el-Bâri” ism-i şerîfinin kapsadığı bir başka konu da mahlûkatın özünün afetlerden korunmasıdır.

Kulların bu ism-i şerîfin tecellilerinden pay alabilmek için benimsemesi gereken düstur; kendisine bahşedilen gücü ve kuvveti, yerli yerinde, maslahata uygun bir şekilde ve Allah Teâlâ’nın emir ve yasakları doğrultusunda kullanmaktır. Zaten Allah Teâlâ tarafından kendisine bahşedilmiş olan akıl nimeti, bunu sağlamaya yetecek bir niteliktedir.

“el-Bâri” ism-i şerîfi, Haşr Sûresi’nin, Esmâü’l-Hüsnâ’da yer alan ilk isimlerin birbiri ardına sıralandığı ayet-i kerimesi dışında bir de Bakara Sûresinde geçer. Bu kullanımda önemli bir incelik söz konusudur. Ayet-i kerimede, İsrailoğulları işlemiş oldukları günahtan sebep tenkit edilmişlerdir. Bu beyan edilirken “el-Bâri” ism-i şerîfinin zikredilmiş olması, kulların iradelerinin etkisiyle de olsa, günahların yaratıcısının da Allah Teâlâ oluşuna dair bir vurgudur. Bu vurgu, Amentüdeki: “Hayrın ve şerrin Allah Teâlâ’dan geldiğine inanmak” esasına da uygun bir misaldir.

Faziletleri ve Zikrindeki Faydalar

“Yâ Bâri” zikrine yedi gün boyunca, günde 100 kere olmak üzere devam edenler, ruhsal ve bedensel hastalıkların tamamından kurtulur, semaî ve arızî her türlü afetten muhafaza olunurlar. Bu ism-i şerîfin zikrine devam edenlere kabre girdiklerinde meleklerden bir arkadaş bahsedilir ve böylece kabir karanlığı, yalnızlığı ve korkusu çekmezler. Bu ism-i şerîfin zikrine devam edenlerin, tecelli ve eserlerine bağlı olarak görecekleri bir başka fayda da işlerinde muvaffakiyet, maruz kaldıkları stres ve sıkıntıdan da huzura kavuşmaktır.

Esmâü’l-Hüsnâ

Bir Yorum Yazın

Email adresiniz gizli kalacaktır. Zorunlu alanlar şu işaretle bildirilmiştir: *